Sana padişah/halife olman teklif
edilmişti. Kabul etseydin haremin olacaktı, hazinen olacaktı,
sarayların olacaktı, mutluluk ve keyif içinde bir ömür sürecek,
içkini (afiyet olsun!) sarayında, gizli içeceğin için kimse de bu
konuda olur olmaz konuşmayacaktı. Ama sen bu teklifi elinin tersiyle
ittin. Milletinin geleceği için devrimler yolunu açtın. Bu nedenle
kaç kez ölüm tehlikesi atlattın, iftiralara uğramayı göze aldın.
İstedin ki yurttaşların bağımsız olsun, ilkellikten, bilgisizlikten,
onursuzluktan, yoksulluktan, hurafelerden, din ve çıkar
sömürücülerinden kurtulsun, ilerlesin, gelişsin, her alanda
kalkınsın, ortaçağdan çıksın, çağının ve hayatın güzelliklerini
paylaşsın, dilediği gibi ibadet etsin, huzur içinde yaşasın, bir
daha da Batının kölesi olmasın.
Ama biz seni, idealini, başarılarını,
halkımıza, gençlerimize anlatmayı beceremedik. Araştırıp
öğrenebilirlerdi ama doğruyu, gerçeği araştırma hevesini de,
alışkanlığını da veremedik.
Bu konudaki beceriksizliğimizin son
örneği de Mustafa adlı film. Bu filmi yapanlara, destekleyenlere,
övenlere, seni, Milli Mücadele’yi, Cumhuriyet’in neleri başardığını
öğretemediğimiz anlaşılıyor.
Geleceği emanet ettiğin gençlerin
birçok akımların, farklı düşüncelerin etkisi altında kalmalarını,
bölünmelerini engelleyemedik.
Gençlerimiz tarihsiz ya da
sulandırılmış ya da tersine çevrilmiş bir tarihle yetişiyor.
Kendi
kahramanlarını unutturduk, çocuklarımızın başkalarının
kahramanlarına hayranlık duymalarına yol açtık.
Aaah.
Senden sonra birçok zikzaklar çizdik.
İzinden ayrıldık. Borçla kalkınmaya çabaladık. Bağımsızlığın milli
ekonomi ile olan ilgisini unuttuk. Bağımsızlık duygusu zayıfladı.
Anadolu aydınlanması gittikçe kararıyor. Emperyalizm konuşulmaz
oldu. Batı karşısındaki aşağılık duygumuz yeniden hortladı.
Kendimize güvenimiz sarsıldı. Senin , özü yurtseverlik, toprak ,
tarih ve yazgı kardeşliği olan milliyetçilik görüşünü canlı
tutamadık. Birliğimiz, dirliğimiz sorunlar içinde. Seni de sana
benzemeyen büstlere dönüştürdüler. Bu gidişin nelere mal olacağını
tarih açıklıyor ama kimse tarihe kulak vermiyor.
Bütün bunlardan dolayı senden, aziz anından, derin bir utanç içinde
özür diliyorum.
Bizi affet.
Turgut Özakman
Aralık 2008