|
Acı Otu
1958 yılının kışı yeni bitmiş, Beylerbeyi
yamaçlarında baharın gelişini müjdeleyen renk renk çiçekler açmaya
başlamıştı. Ayrıca birçok bitki o yılın yeni sürgünlerini vermekteydi.
Bunlardan biri de evimizin yolu üzerindeki tarlaların üzerinde
gördüğümüz sarmaşık şeklinde bir bitkiydi.
Bodrum'dan İstanbul’a yeni taşınmış olan
ailemin bu bitki dikkatini çekmiş, onun görünüşüne bakılarak kendi
yöremizde yemeği yapılan acı ot olduğuna karar verilmişti. Daha sonra
bitkinin körpe sürgünlerinden bol miktarda toplamış ve “Bodrum usulü “
yemeğini yapıp hep birlikte yemiştik.
Bizim bildiğimiz acı ot böyle çiçek açmaz
Ertesi gün hepimizin ishal olması
nedeniyle yediğimiz bitkiden kuşkulanmış ve onun acı ota benzeyen başka
bir bitki olabileceğini düşünmüştük. Hatta daha sonra o sarılıcı bitki
borazan şeklinde, büyük çiçekler açtığında kuşkumuz daha da artmış,
annemle ninem “bizim bildiğimiz acı ot böyle çiçek açmaz” diye yorumda
bulunmuşlardı.
Yıllar sonra bitkiler konusunda uzmanlaştığımda, bu iki bitkinin
gerçekten de aynı bitki olmadığını saptadım. Körpe, genç sürgün
halindeyken çok benzerlik gösteren bu iki bitkiden Bodrum'daki Tamus
communis (Dioscoraceae), Beylerbeyi'nde topladığımız ise farklı bir
familyadan Ipomea purpurea (Convolvulaceae) bitkisiydi. Aslında Tamus
communis İstanbul çevresinde de yetişen bir bitkidir. Ama ne yazık ki
bizim rastladığımız onun benzeri olmuştu!
Kendi yöresinde yenen bir mantarın
benzerini, taşındığı başka yörede toplayıp yiyen kimseler arasında
zehirlenen ve hatta yaşamlarını yitirenler bile vardır.
Bu anıyı zaman zaman üniversitedeki öğrencilerime de anlatırım ve bu
konuda onların dikkatli olmalarını sağlamaya çalışırım. Özellikle besin
ve tedavi amacıyla yararlanılan bitkinin “doğru bitki” olması çok önemli
bir temel ilkedir.
Bazen gazeteler ve televizyonlarda,
özellikle mantarların çok görüldüğü ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde
mantar zehirlenmeleriyle ilgili haberlere rastlanır. Bu zehirlenmelerin
başlıca nedeni bilmeden tanımadan veya benzetilerek yenen mantarlardır
Kendi yöresinde yenen bir mantarın benzerini, taşındığı başka yörede
toplayıp yiyen kimseler arasında zehirlenen ve hatta yaşamlarını
yitirenler bile vardır.
Görünüşe aldanmamalı.
Güzel görünüşü, göz alıcı rengi ve hoş
kokusu olan meyveleri insanlara çok çekici gelir. Ayrıca çok bilinen ve
yenen bazı meyvelere benzerlik de onları çekici kılar. Özellikle
çocuklar bu konuda kolayca yanılabilirler ve bu tür meyvelerin yenmesi
sonucunda zehirlenmeler oluşabilir. Nitekim Gürün (Sivas) yöresinde
görünüşü çok güzel kuş üzümü meyvelerini, Bodrum ve Datça yöresinden de
görünüşü ve güzel kokusu ile kavuna benzeyen adam otu (Mandragora
autumnalis) meyvelerini yiyen çocukların hastalandığı araştırmalarım
esnasında bana anlatılmıştı.
Halk arasında insan karakteri ile
bağlantılı olarak söylenen bir özdeyiş bana göre bitkiler için de
geçerlidir: “Görünüşe aldanmamalı”. Zehirli olarak bilinen Amanita
muscaria da mantarlar içinde en güzellerinden biridir!
Bitkilerle ilgili yalnız insanlar değil,
böcekler de yanılabilir. Bazı böceklere, kendi dişilerine benzettikleri
için, kedigözü (Ophyris sp.) çok çekici gelir! Bu yanılgının yalnız
bitkiye yararı vardır. O böcekler aracılığı ile bitki tozlaşmasını
sağlar ve böylece soyunu sürdürür. İspanya bitkileri ile ilgili bir
belgeselde izlediğim bu yanılgı aynı zamanda doğanın gizemini de
yansıtmaktadır.
Doğada birbirine benzer birçok bitki
vardır ve bunlardan bazılarının ayırt edilmesi gerçekten çok güçtür ve
bunlar ancak o konunun uzmanları tarafından teşhis edilebilir.
Mantarların neden olduğu ölümlerle sonuçlanan veya toplu hastalanmaların
dışında, yaşanan olayların pek çoğu kamuoyuna yansımıyor.
Uzman olmayanlar tarafından yayımlanan
bazı kitap ve makalelerde, bitkilerle ilgili çeşitli isimlendirme ve
birçok fotoğraf yanlışlarına rastlanmaktadır. Bunlar bitkileri yanlış
tanımaya yol açar ve bunun sonucunda insan sağlığıyla ilgili bazı
sakıncalı durumlar ortaya çıkabilir. Yanlış bir bitkiden tedavi veya
besin kaynağı olarak yararlanmaya kalkışmanın sonu kötü olabilir!
Halk arasında bitkilerle ilgili benzetme
sonucunda birçok olay yaşandığı gerçektir. Mantarların neden olduğu
ölümlerle sonuçlanan veya toplu hastalanmaların dışında bunların birçoğu
kamuoyuna yansımaz ve genellikle de yalnız o olayla ilgili kimseler
tarafından bilinir.
Sonuç olarak bitkilerin insan sağlığına yararı olduğu gibi zararlarının
da olabileceği bilinmelidir. Çeşitli amaçlarla yararlandığımız
bitkilerle ilgili yanılgıların sonunda ölüm bile olabileceği
unutulmamalıdır.
Adam otu: (Mandragora autumnalis)
meyveleri: Bodrum ve Datça yöresinde görünüşü ve güzel kokusu ile kavuna
benzeyen adam otu meyvelerini yiyen çocukların hastalandığı
araştırmalarım esnasında bana anlatılmıştı.
Kedigözü (Ophyris sp.) :Bazı böceklere,
kendi dişilerine benzettikleri için, kedigözü çok çekici gelir! Bu
yanılgının yalnız bitkiye yararı vardır. O böcekler aracılığı ile bitki
tozlaşmasını sağlar ve böylece soyunu sürdürür.
Acı ot (Tamus communis): Körpe, genç
sürgün halindeyken çok benzerlik gösteren iki bitkiden Bodrum'daki acı
ot Tamus communis (Dioscoraceae), Beylerbeyi'nde topladığımız ise farklı
bir familyadan Ipomea purpurea (Convolvulaceae) bitkisiydi.Aslında acı
ot İstanbul çevresinde de yetişen bir bitkidir.”
Prof.Dr.Ertan Tuzlacı |