Anasayfa Hakkımızda İletişimin Önemi Niçin Mature? Bize Hangisi? İlk Tanışma Bize Uygun mu? Bizi Aydınlatanlar İnsan / Çocuk Bebek Eğitimi Sınav Kaygısı Çocuk Eğitimi Ev Öğretmenleri Ev Öğr Eğitimleri Çocuklarımız Hizmetlerimiz Ailelerimizden Bizimle Tanışın Medyada Epiktetos Mutluluk Öngörü Zeytinin Teri Kazandığımız An! Muazzez İ. Çığ Ağız Sağlığımız Ertan Tuzlacı Cankurtaran Omuz Ağrısı TÜDADER Sitenin Kullanım Koşulları Sık Sorulan Sorular

Ertan Tuzlacı

 

Botanik Bahçesi

 

MATURE®

Eğitim ve Aile Danışmanlığı

Merkezi

Telefon

0216-5664416

Faks

0216-5666242

Elektronik Posta

 

 

 

 

Sitenin Kullanım Koşulları

Kaynak gösterilmek koşulu ile sitemizden alıntı yapılabilir.

© 2000-2008 MATURE Eğitim

 

 

 

“Bodrum'a Özlem” Yılları

(1957-1973)

 

Prof.Dr.Ertan Tuzlacı

Bu kitap iki yönlü bir araştırmanın ürünüdür. Bir yönü ile bir yörenin bitkilerinin bilimsel olarak belirlenmesi, diğer yönü ile ise geçmişten günümüze Bodrum yöresinde bitkilerin en basit çocuk oyuncaklarından geleneksel halk ilaçlarına kadar çok çeşitli yararlarının, onların yaşam üzerindeki etkilerinin ve yaşamla olan bağlarının bilimsel ve folklorik renkli bir öyküsüdür.

BODRUM YARIMADASI'NIN ÇİÇEKLERİ VE YARARLI BİTKİLERİ

Yaklaşık 30 yıl süren bir çalışmanın sonuçlarına dayanılarak hazırlanan bu kitapta Bodrum yöresi ve bitkilerine ait toplam 150 fotograf sunulmuştur. Floristik ve etnobotanik kapsamda çok yönlü olarak yürütülmüş çalışma sonucunda Bodrum yöresinin bitkileriyle ilgili birçok ayrıntılı bilgi verilmektedir.

Prof. Dr. Ertan Tuzlacı’nın yaptığı araştırmalar, elde ettiği bulgu ve gözlemler kitapta fotografı bulunan birçok bitkinin aynı zamanda yurdumuzun diğer yörelerinde de yetişmesi nedeniyle Bodrum dışındaki yörelerin bitkilerini tanımak isteyenlere de yararlı olacaktır.

Güzel görünüşlü ve dekoratif 500 Türkiye bitkisinin fotoğrafları ile tanıtıldığı bu kitap doğaseverler ve çiçek meraklıları için geniş kapsamlı, bilimsel ve özgün bir başvuru kaynağı. Yazarın kendi çektiği fotoğraflara ve özel araştırmalarına dayanarak hazırlanan kitapta yurdumuzun çeşitli yörelerinde yetişen bitkilerden örnekler ve bu bitkilere ait toplam 6474 fotoğraf bulunmakta. Yaşadığı ortamı güzelleştirmek için yurdumuzun bitkilerini değerlendirmek, süsleme alanında kurutulmuş bitkilerden yararlanarak çeşitli ürünler oluşturmak isteyenler için de bir kılavuz ve esin kaynağı niteliğinde.

Zamanımızda birçok kişinin göç edip yaşamak istediği Bodrum'dan yaklaşık elli yıl önce (1957'de), ailemle birlikte bir sonbahar günü sabahı Tarı vapuruyla ayrıldık. Günler süren yolculuktan ve Çanakkale Boğazı çevresinde fırtınadan batma tehlikesi geçirdikten sonra İstanbul'a vardık.

Taşındığımız ev İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Beylerbeyi'nde, yeşillikler içindeki bir yamaçta ve boğazın kuzeye doğru derinliğine en güzel göründüğü bir yerdeydi.

O yıllarda hem Beylerbeyi hem de İstanbul çok güzeldi. Bu bakımdan Bodrum'dan sonra bir başka güzel ortamda kendimi bulmuştum ve bu nedenle taşındığımız yeni yeri pek yadırgamamıştım.

İstanbul'a geldiğimde sekiz yaşındaydım ve ilkokulun üçüncü sınıfına başlayalı bir ay kadar olmuştu. Beylerbeyi İlkokulu, Beylerbeyi Sarayı yanında, deniz kıyısında çok şirin bir okuldu. Denizle bağım kopmamıştı.

Taşındıktan kısa bir süre sonra, oltamı alıp, Bodrum'da yaptığım gibi, ekmek hamuruyla balık tutmaya gitmiştim. Beylerbeyi Camii avlusunda benim gibi balık tutmaya gelmiş başka kişiler de vardı. Onların oltaları benimkine hiç benzemiyordu. Yem kullanmıyorlardı; iğnelerine tavuk tüyü bağlı oltalarını denize atıp özel hareketlerle, daha önce hiç görmediğim bir balık (istavrit) yakalıyorlardı. Çapari denen oltayı ilk kez o gün görmüştüm. Bütün uğraşlarıma rağmen, o gün hiç balık tutamamış ve bu durum bir Bodrumlu olarak beni çok utandırmıştı. Sonrasında da, İstanbul'da balık tutma keyfini çok yaşayamadım. Bu nedenle, Bodrum'da yat limanının tertemiz denizinde, kıyıdan olta ile yakaladığım kelpe, kapak, uslu sarpa, deli sarpa ve çupra benim için uzun zaman yalnız anılarda kalan balıklar oldu.

O zamanlar İstanbul'da Bodrum'u pek kimse tanımazdı. Okuldaki sınıf arkadaşlarımdan ve mahallemizdeki oturanlardan Bodrum'un adını bile duyan yoktu. Hatta içlerinden bazılarının İstanbul'a nereden geldiğimizi söylediğimde “hangi bodrumdan?” diye alaylı bir karşılık verdiğini de hatırlıyorum. İstanbul'da evlerin toprağa tam veya yarı gömülü kısımlarına “bodrum kat” denildiğini o zamanlar bilmiyordum. Çocukların yüzlerindeki ifadeden pek de iyi bir yer olmadığı belliydi. Ama onlara Bodrum'un cennet gibi bir yer olduğunu nasıl anlatabilirdim ki?

Bodrum Kokulu Mandalinler

O kış, Bodrum mandalinlerini kendi memleketimizde değil İstanbul'da yemek kısmet olmuştu. O zamanlar, İstanbul'da satılan mandalinlerin tümü Bodrum'dan gelirdi. Kendine özgü hoş bir kokusu olan bu mandalinler her yıl bizlere memleket kokusunu taşır, onları yerken, Bitez'deki mandalin bahçeleri arasında geziyormuşçasına bir his kaplardı içimizi.

Çekirdeksiz İzmir mandalinlerinin çoğalmaya başlamasından sonra Bodrum'dan gelenler “Bodrum mandalinası” adıyla satılmaya başladı ve birçok kişi Bodrum adını bu şekilde öğrendi. Ancak yıllar geçtikçe Bodrum mandalinleri piyasada giderek azaldı. Pazarlarda arasak da zamanla artık onları bulamaz olduk ve böylece memleket kokusundan da mahrum kaldık.

Anıları Renklendiren Çiçekler

O yıl, Bodrum'da alışık olmadığım soğuk bir kış geçirmiş ve yaşamımda ilk kez kar görmüştüm.

İlkbahar geldiğinde, evimize giden taş döşeli yolun sağındaki büyük bahçede renk renk sümbüller ve nergisler açmış, bulunduklara yamaca ayrı bir güzellik katmışlardı. Bahçeye o kadar çok ekilmişlerdi ki, çevremizi günlerce onların doyum olmaz güzel kokuları sarmıştı. Ardından da, leylak ve erguvan çiçekleri bulunduğumuz yöreye renk katmış ve benim yaşadığım çevreyi daha çok sevmemi sağlamışlardı.

Evimizin üst tarafında büyük bir çayırlık alan vardı ve orada dolaşmayı çok severdim. Baharda açan kır çiçeklerini inceler; papatya, karağan, kedigözü ve davul çiçeği gibi Bodrum'dan tanıdıklarımı görünce hep memleketim gelirdi aklıma. Bendeki doğa sevgisi ve ilgisinin kaynağında, çocukluğumu Bodrum ve Beylerbeyi gibi iki güzel yörede geçirmiş olmamın önemli etkisi bulunduğunu hep düşünmüşümdür ve doğaya ait ilk gözlemlerimi yaptığım o günleri hiç unutamam.

Acılı Yıllar

Biz İstanbul'a geldikten iki yıl kadar sonra babamın kanser olduğunun anlaşılması üzerine, ailem büyük bir acı yaşadı. Bugün pek anlamlı gelmese de, komşularımızdan birinin “bulunduğu aileye uğursuzluk getirir” demesi üzerine, penceremizin önünü süsleyen camgüzeli çiçeğimizi bile söküp atmıştık, çiçekleri çok sevdiğimiz halde.

Üniversitedeki iki ağabeyimin okullarını bitirmelerinden sonra tekrar Bodrum'a dönmeyi düşleyen, ev planları çizen babam 1961 ocağında 52 yaşında vefat etti ve çok özlediği Bodrum'u bir daha göremedi.

Yaşadığımız güçlüklere rağmen ailem yıllar boyu İstanbul'daki yaşam mücadelesini sürdürdü. Seyrek de olsa, Bodrum'a kısa süreli gidip gelenlerimiz olsa da, hiçbirimizde Bodrum özlemi bitmedi.

İstanbul'da Tanıtılmaya Çalışılan Bodrum

Bodrum'a ait ilk tanıtıcı broşürler, kartpostallar, takvim yapraklarındaki Bodrum resimleri zaman zaman baktığım ve hâlâ muhafaza ettiğim en değerli (belki de başka örneği kalmayan) belgeler arasında yer aldı. Onlar, benim Bodrum'la aramda köprü oluşturan bağlardı.

Altmışlı yılların ortalarında, özellikle üniversitede okuyan gençlerin öncülüğünde, Bodrum'u tanıtmaya yönelik bazı faaliyetler (sergi, toplantı vb.) gerçekleştirilmişti. O sıralar Tıp Fakültesi'nde okuyan ağabeyim de bu faaliyetler içinde yer almıştı ve bu tanıtım faaliyetleri kapsamında İstiklâl Caddesi'nin çeşitli yerlerine yapıştırdıkları Bodrum'a çağrı yazısı içeren etiketlerden bana da vermişti. Hâlâ kitaplığımda bulunan jeoloji kitabımın (1966, o yıl lisenin üçüncü sınıfındaydım) kabı üzerine yapıştırdığım ve başka yerde olduğunu sanmadığım o etiketi yıllar sonra çıkartıp, “Bodrum tanıtımının tarihsel ve ilginç bir belgesi” olarak özenle sakladım. Günümüzden bakınca, 40 yıl öncesinin bu belgesi Bodrum'un nereden nereye geldiğini gösteren güzel bir örnektir.

O yıl ayrıca “Bodrum Gecesi” düzenlenmiş ve İstanbul'daki Bodrumlular olarak bizler de Beyazıt'ta bir düğün salonunda düzenlenen bu geceye katılmıştık. Bodrum'u tanıtan dia gösterisi benim için hiç unutamadığım bir anı olmuştu. Bana Bodrum'u yaşatmıştı o resimler. Belki de yıllar boyu çektiğim ve içlerinde belgesel nitelikli birçok fotoğrafın da bulunduğu dia arşivimin oluşmasında o gün izlediğim gösterinin önemli bir payı vardır.

Bodrum'la Kucaklaşma

Üniversite'de okurken yazları (1969-1971) Ataköy Turistik Tesisleri'nde çalışmıştım. Orada turizmi ve turistleri tanıma fırsatım olmuştu. Bodrum'daki turizm potansiyelini o zamanlar daha iyi kavramış ve Bodrum'un geleceğinin bu bakımdan çok parlak olacağını sezmiştim. Eğer çok sevdiğim bilim dünyasına katılmasaydım, mutlaka turizmle ilgili işler yapmayı seçerdim.

Üniversiteden 1971 yılında mezun oldum ve 1972 başında asistan olarak üniversitede göreve başladım. Ertesi yıl, yirmi günlük ilk izin hakkımı kazandığımda, Bodrum'a gitmeye karar verdim.

O zamanlar, İstanbul'dan Bodrum'a doğrudan giden otobüs yoktu. Önce İzmir'e, sonra oradan başka bir otobüsle Bodrum'a ulaşmak mümkündü. Bodrum'dan İstanbul'a deniz yoluyla gittiğimiz için karayolunu hiç görmemiştim; o yoldan ilk kez gidecektim. İzmir'den Bodrum'a gelirken otobüste içim içime sığmıyordu. Özellikle Milas-Bodrum arasındaki dolambaçlı eski yol bitmek bilmedi benim için. Bodrum'a yaklaştıkça heyecanım daha da artmıştı. Yaz sıcağında, çocukluğumun tanıdık bitki kokuları burnuma gelmeye başlamıştı. Yokuşbaşı'ndan Bodrum bütün güzelliğiyle göründüğünde kalbimin koşarcasına attığını hissetmiştim. O zamanlar otobüslerin son durağı olan kent merkezindeki meydanda otobüsten indikten sonra Tepecik Mahallesi'ne, şimdiki yat limanına doğru yürümeye başladım. Deniz kıyısındaki palmiyelik alana vardığımda valizimi bir kenara koyup kendime gelmeye çalıştım. İçimde anlatılamaz bir sevinç ve coşku vardı. 16 yıllık özlem, nihayet 1973 yılında sona ermişti.

O yıldan sonra, hemen hemen her yaz Bodrum'a gitmeyi sürdürdüm. Ayrıca bitkilerle ilgili araştırmalarım dolayısıyla çeşitli mevsimlerde ve aylarda da Bodrum'a gittim. Bu araştırmalar sırasında, Bodrum Yarımadası'nın her tarafını, dağlarını, tepelerini, köylerini ve kıyılarını dolaştım; Bodrumlu birçok kişiyle görüştüm. Sonunda, 16 yıllık ayrılığı affettirmek amacıyla, “Bodrum için” bir kitap bile yazdım. O kitap aslında sevgiliye yıllar sonra yazılmış, içinde 16 yıllık özlemi de barındıran bir mektup gibidir. Umarım Bodrum beni affetmiştir…

Prof.Dr.Ertan Tuzlacı

http://www.bodrumlife.com/august%2006/ozlem.htm

Bilimsel araştırmalara ve kanıtlara dayanarak hazırlanan bu sözlük Türkiye bitkilerinin günümüzde geçerli yerli adlarını ve bunların Latince karşılıklarını içermektedir. Kitapta ayrıca yerli adların saptandığı yöreler belirtilmiş, bu adların kökenleri ve anlamları hakkında bilgiler verilmiş.

Bu kitap, bitkilerle ilgi duyan herkes için kapsamlı bir başvuru kaynağıdır.

  1. Bitki adları hakkında genel bilgiler,

  2. Bitki adlarının kaynakları,

  3. Yurtdışı ve yurtiçi kaynaklı adlar,
    Bitki adlarının Türkiye’deki yaygınlığı,

  4. Bitki adlarında karışıklıklar ve nedenleri,

  5. Sözlükte ilgili bazı açıklamalar.

 

Geleneksel halk kültürünün önemli bir alanını oluşturan bitkisel halk ilaçlarını ve yurdumuzun tıbbi bitkilerini tanımak isteyenler için kapsamlı bir başvuru kaynağı.
Bu kitap Türkiye’nin çeşitli yörelerinden derlenen bitkisel halk ilaçlarını ve bunların hangi amaçla kullanıldığı hakkındaki bilgileri içermekte.
Burada sunulan bilgiler yazarın uzun yıllar boyunca yapmış olduğu kendi bilimsel araştırmalarına, yönettiği ve danışmanlığını yürüttüğü çalışmalara dayanmaktadır.
275 bitki fotoğrafının yer aldığı bu çalışma aynı zamanda tedavide yararlanılan bitkileri tanımak için de bir kılavuz niteliğinde.

Türkiye kendi bitkisel halk ilaçlarına uzun süre “öcü” muamelesi yaptı. Kendine yabancılaşmış ve yabancılaşması için baskı gören birçok konudan biri bitkisel tedavi geleneklerimiz. Çok şükür bu konuda son yıllarda duyarlı bilim adamlarımızın ilgisi arttı. Prof. Ertan Tuzlacı da “Şifa Niyetine” kitabını Alfa’dan çıkardı. Çok şık ve renkli 275 bitki fotoğrafıyla kitap doyurucu. Bodrum doğumlu yazar ilk kitaplarını da Bodrum’un çiçekleri ve bitkileri üzerine çıkarmış... Yöresel floristik çalışmalarla yöresel bitkilerin kullanışlarını da derleyerek antropolojik bir çalışmaya önayak olmuş. Etnobotanik gibi Türkiye’de bilinmeyen bir alanda ürün veren Tuzlacı, kültürel değerlerimizi kurtarmış. Yerel kültürlerin gelecek nesillere hediyesi olan bu değerli mirası, kitapla-dünya mirasına da hediye etmiş yazar. Türkiye’nin bin yıllık otacı geleneğinden süzülüp gelen şifalı bitkiler ve tedavi yöntemleri özgün bir başvuru kaynağı. Maalesef bu konuda çok geç başlayan derleme çalışmaları nedeniyle birçok bilgi ve malzemeyi kaybetmiş bulunuyoruz. Herkes ‘Annem ya da anneannem daha iyi bilirdi; ama öldü.’ der size. Bitkilerin kullanımındaki sakınca ve uyarıları da içeren kitap ilgiye değer bir çalışma.
NEVVAL SEVİNDİ
http://www.pcteknik.net/

showthread.php?t=37171