Anasayfa Hakkımızda İletişimin Önemi Niçin Mature? Bize Hangisi? İlk Tanışma Bize Uygun mu? Bizi Aydınlatanlar Atatürk’e İnsan / Çocuk Bebek Eğitimi Sınav Kaygısı Çocuk Eğitimi Ev Öğretmenleri Yetiştirme Programı Ev Öğr Eğitimleri Çocuklarımız Hizmetlerimiz Ailelerimizden Bizimle Tanışın Medyada Epiktetos Mutluluk Öngörü Zeytinin Teri Kazandığımız An! Muazzez İ. Çığ Ağız Sağlığımız Ertan Tuzlacı Cankurtaran Omuz Ağrısı TÜDADER Sitenin Kullanım Koşulları Sık Sorulan Sorular

Öfke ve Yaşam
Üst Sayfa Katkıları Kitapları Öfke ve Yaşam

 

 

MATURE®

Eğitim ve Aile Danışmanlığı

Merkezi

Telefon

0216 327 06 39 0533 262 54 57

Elektronik Posta

 

 

 

 

Sitenin Kullanım Koşulları

Kaynak gösterilmek koşulu ile sitemizden alıntı yapılabilir.

© 2000-2009 MATURE Eğitim

Öfke ve Yaşam

Konuşma yaptığım okullarda öğrencilere konuşma sorarım: “Sizce öfke yararlı mı, zararlı mı?” Zararlı diyenler el kaldırsın, dediğimde öğrencilerin büyük bir çoğunluğu el kaldırır. Peki, öfkenin yararlı olduğunu düşünenler var mı, diye sorunca birkaç öğrenci el kaldırır. Yüzdeye vuracak olursak yüz öğrenciden 98’i zararlı derken, ancak iki öğrenci yararlı olduğunu düşünür.

Küçüklükten itibaren öfkenin kötü bir şey olduğu söylenmiştir bize; ama yine de öfkelenmekten kendimizi alıkoyamayız. Ve her öfkelenişimizde kendimizi suçlu hissederiz.

Öfke doğaldır ve önemli işlevleri vardır

Öfke sınırlarımızı korur. Sınırlarımız ihlal edildiğinde otomatik olarak gerginleşir ve kızarız. Yeni doğmuş bebek çok küçükten bunun farkındadır ve sınırları ihlal edildiği zaman öfkesini ağlayarak belirtir.

Öfke bize güçlü olmamız gerektiğini hatırlatır. Barış istersen savaşa hazır ol, anlayışı bu farkında oluşun bir ifadesidir. Güçlü değilsen öfkeni gösteremezsin. Öfke kişinin kendini güçlü gördüğünün bir ifadesidir ve bu nedenle insanlar güçlü görünmek için sık sık öfkeli görünme çabası gösterirler. Ben sık sık, “Ne biçim bir yer burası yahu, sabahtan beri bekliyoruz, kimsenin ilgilendiği yok,” diyerek mevcut sıranın başına geçen ve etrafa, kafam çok bozuk, kimse bana laf etmesin, fena yaparım, bakışı fırlatan çok insan gördüm. Ve gerçekten de, ben de dahil kimse laf etmedi ve bu öfkeli görünen insanlar herkesi koyun yerine koyarak işlerini görüp gittiler. Ben böyle durumlarda hakkımın yendiğini bile bile ses çıkaramam. Yalnız kalacağımı ve ne vatandaşın ne de polis ve adalet sisteminin benim arkamda olmayacağını biliyorum. Bir vatandaş olarak bu durumlarda güçsüzüm. Neden kendimi güçsüz hissettiğimi benim Korku Kültürü kitabını okuyanlar anlayacaklardır.

Öfke, başkalarının sınırlarımıza saygı duymasını sağlar. Verdiğim örnekten devam edersek, benim hak ve hukukumu önemseyen, mış gibi değil, gerçekten önemseyen bir sosyal ortam olsaydı, hakkım yendiğinde öfkelenir ve yapmam gereken adımları atardım. Kendimi güçlü hissettiğim ortamlarda öfkelendiğim zaman kişiler sınırlarımı ihlal ettiklerinin farkına varıp, ona göre davranmaya başlıyorlar. Örneğin, kitap imzalarken, insanlar birbiri üstüne yığılmaya ve diğerlerinin hakkını yemeye başladıkları zaman, “sıra oluşturmazsanız kitap imzalamayacağım,” diyorum. Sesimin tonundan gerçekten yapacağımı anlıyorlar ve ona göre davranıyorlar.

Öfke değerlerimizin, beklentilerimizin farkına varılmasına olanak sağlar. Öfke yalnız başkalarının değil, benim kendimin de kendimi tanımasına olanak sağlar. Size öneririm: Neye öfkelendiğinizin çetelesini tutun, bir ay sonra temel değerleriniz hakkında önemli bilgilere ulaşırsınız. Bir insanı tanımak için onun nelere sinirlendiğini gözlemleyin; o kişinin temel değerleri ve psikolojik sınırları hakkında önemli ipuçları elde edersiniz.

Niçin bunları yazıyorum. Öfkenizin doğal olduğunu, yaşamınızda önemli bir işlevi olduğunu anlatmak için. Madem öfke bu kadar işe yarıyor, bol bol öfkelenelim mi?

Aman böyle bir sonuca varmayın; hem kendinize hem de çevrenizdekilere zararlı bir yola girmiş olursunuz. Söylemek istediğim şu: zaman ve enerjinizi, “öfkelenmeyeceğim” tavrı içinde harcamayın. Çünkü öfke doğaldır ve ne derseniz deyin, öfkelenmeye devam edeceksiniz. Önemli olan öfkeyi yönetmeyi öğrenmenizdir. İki seçenekle karşı karşıyasınız; ya öfkeyi yönetirsiniz, ya da öfke sizi yönetir. Öfkenin efendisi olmak çok zor bir iştir. Bir hadis, en güçlülerin, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimseler olduğunu belirtir. Bir Çin atasözü, öfkeniz için cezalandırılmazsınız, öfkeniz tarafından cezalandırılırsınız, der. Dr. Laurence J. Peter, “Öfkelendiğin zaman konuş; en iyi konuşmayı yaparsın ve ömür boyu pişman olursun,” der.

Doğan Cüceloğlu (22.11.2009) (bu yazı 22.11.2009 tarihli Haber Türk gazetesinde de yayınlanmıştır)