Türkiye'de Bir Kadının Varolma Savaşı
Doğan Cüceloğlu'nun "Bir Kadın
Bir Ses" isimli kitabının arka
kapağında şöyle yazıyor:Bu kitapta bir kadın ve onun sesi var, ama anlatılan gerçek
yaşam öyküsünün en önemli kahramanı bir erkek.
Saniye, Torosların bir köyünde büyüdü. Babasının gözüne
girebilmek için ‘erkek gibi bir kız’ olması gerektiğini anladı
ve kısa saçıyla, sert bakışıyla, asker gibi rap rap yürüyüşüyle
onun takdirini kazandı.
Mehmet yakışıklı, tatlı dilli, kadınların dikkatini çekip
onların gönlüne girmesini bilen biriydi ve ‘erkek gibi bir kız’
olan başı dik Saniye’den hoşlandı.
Saniye babasının gözüne girmek için erkek gibi bir kız olmasını
öğrenmişti, ama kadın olmanın ne demek olduğunu hiç bilmiyordu;
kimse kadın olmayı öğretmemişti. Neye uğradığını anlayamadan
kendini evlenmiş buldu ve oldukça çetrefil, karmaşık, acılarla
dolu bir yaşam öyküsü başladı.
Evliliğinin dördüncü ayında kocasının pantolonunun cebinde genç
bir kıza yazılmış bir aşk mektubu buldu ve ancak bir kadının
gösterebileceği bir yaratıcılıkla bir komplo kurdu: kızın evini
buldu, görücüymüş gibi kızın evine gitti ve kocasını oraya
getirtti; önce hayret daha sonra öfkeden dona kalan Mehmet’in
yüzüne kapıyı çarparak çıktı.
Bu yaşam öyküsü çetrefil, karmaşık ve acılarla dolu; aynı
zamanda bu toplumun kadınlarının birçoğunun öyküsü.
Erkek karısını kendinden uzak tutmaya kararlı; uzaklığından,
bilinmezliğinden ve yalnızlığından gelen bir gizemi var. Kadın
onun iç dünyasına girmeye, onun can yoldaşı olmaya sürekli
çabalıyor. Acılarla dolu yalnız bir yolculuk; her ikisi için de
süre giden yalnız bir yolculuk.
Saniye duygularını ve özlemlerini şiire döküyor. Sadece kendi
için değil, bu ülkenin tüm kadınları için yazdığını düşünüyor.
Otuz yılı aşkın evliliğinde adını bir kez bile duymuyor. “Acaba
ben var mıyım?” kuşkusuna kapılıyor.
Yoksam ben
Varmışım gibi
Canlıymışım gibi
Neden acıyor yüreğim
Yaş akıtıyor gözlerim.
Saniye Çelik’le konuşmamı sanki rahmetli annem benden istedi.
Dinlediğimde, Saniye’nin acıları, yalnızlığı, içinin burukluğu
annem Zehra’nın yaşamını anımsattı.
Ve bu kitap oluştu.