"Kızımın kendini niçin öldürdüğünü
ancak şimdi anlayabildim."
Bir baba eğitim yılının
başında kızına, eğer üniversiteye girecek puanı alamazsa gözüne
gözükmemesini söylemiş. Niyeti kızının derslerine daha ciddi
çalışmasını, gevşememesini sağlamakmış. Kızının yapılan
fedakarlıkların farkına varmasını istiyormuş.
Öyle anlaşılıyor ki 17
yaşındaki bu genç yürek, anababanın evde farkına varmadan
yarattığı cehennem hayatını kaldıramamış.
"Bugün bu seminerde esas
nedenin kendim olduğunu anladım. Yüreğim kan ağlıyor. Keşke bu
semineri daha önce alsaydım."
Hiçbir baba, bile bile
çocuğuna kötülük yapmak istemez. Aslında seminerde tanıştığım
baba da kızının başarısı için bildiği 'doğru şeyi'
yaptığını sanıyordu. Ne var ki insanları niyetimizle değil,
eylemlerimizle etkileriz. Niyet açık seçik ifade edilirse karşı
tarafa ulaşır. Niyet sevgi dolu olsa bile eylem öfke dolu ve
korkutucu ise, karşımızdaki o öfkeyi görür ve korku yaşar.
Genç kız babasının niyetindeki
sevgiyi değil, söylediklerindeki kaygıyı ve öfkeyi gördü.
Kendisine duyulan güvensizliği hissetti. Genç kız öldü ve baba
iyi niyetinin değil, eyleminin sonucu oluşan bir acının vicdan
azabı içinde yaşıyor.
Böyle olması gerekmiyor.
Nasıl olması gerektiğini
kitapta ayrıntıları ile bulabilirsiniz.