Çocuklar değişik yaş dönemlerinde farklı deneyimler yaşarken,
anne-babalarını da beraberlerinde maceradan maceraya sürüklerler.
Kimisinde heyecanlanır, kimisinde "Eyvah! Şimdi ne yapacağım?"
endişesi yaşanır. Bazen onlarla birlikte coşar, çocukluğunuzu yaşar,
kahkahalarla gülersiniz. Kimi zaman da çok sinirlenir ya da
şaşkınlık içinde kalırsınız.
Bunlardan biri, çocuğunuzun "Aşık
oldum!" diye geldiği andır. Evet, 4-5 yaşındaki çocuğunuz bir gün,
"Sınıfımdaki arkadaşıma aşık oldum" diyebilir. Hiç şaşırmayın, çünkü
bu durum, 4-5 yaşlarındaki çocuklar için beklenen bir durumdur.
Bu yaşların aşkları genelde günlüktür. Birkaç günde unutulur gider
Eğer uzarsa
endişelenilmemelidir. İlgi alanları sürekli yer değiştirdiği için,
bu ilgisi de mutlaka bir başka kişiye ya da olaya kayacaktır. Birkaç
ay uzadığı durumlarda aile kaygılanmaya başlarsa, bir uzman psikolog
veya pedagogdan yardım alınabilir.
Aşk oyunu
Gelişim psikolojisine büyük katkıları olan Psikolog Freud, 3-6 yaş
arasını "fallik dönem" diye adlandırıyor. Bu dönemde erkek çocuk
anneye (ödip kompleksi), kız çocuk babaya (elektra kompleksi) cinsel
yakınlık duyar. Bunun uygun bir durum olmadığını anlayınca da diğer
ebeveyn tarafından cezalandırılacağını düşünür, bununla ilgili bir
kaygı ve karmaşa yaşar.
Çocuğumuzun bu
dönemin sağlıklı bir biçimde atlatılabilmesi için, aynı cinsten
ebeveyni ile özdeşim kurarak onun cinsel rolünü, kimliğini öğrenmesi
ve benimsemesi gerekir.
Çocuğumuz bu karmaşık
dönemi atlatırken cinsel kimliğini kabullenir ve karşı cinsten bir
arkadaş arayışına yönelir. İşte ilk masum aşklar böyle başlar. Yani
bunlar, ergenlikte ya da yetişkinlikte yaşanan aşk ya da hissedilen
duygulardan farklıdır. Tamamen yeni öğrendiği cinsel kimlik
bilgilerini kullanmak, rolünü oynamak adına geliştirilmiş
oyunlardır.
Keşif Başlıyor
Psikolog Piaget'e
göre bu yaş çocuğu işlem öncesi dönemi yaşar, yani sözcük ve nesne
arasındaki ilişkiyi anlamaya başarır. Çocuklar önüne açılan bu
zengin dünyayı keşfetmeye çalışır. Arkadaşlarıyla erişkin
ilişkilerini taklit ederek, oyunlar oynarlar, hayal güçleri
geniştir. Böylece gerçek yaşama hazırlanır. Bu durum, kız çocuk için
de erkek çocuk için de aynıdır, bu dönemde çocukların cinsellikle,
aşkla ilgili yaşadığı duygular çok doğaldır. Bu konuda doğru
bilgilendirilmeleri, onları sağlıklı bir yaşama hazırlar.
Sorular basit cümlelerle mutlaka cevaplandırılmalı, duyguları
geçiştirilmemelidir
"Anne ben aşık
oldum, onu seviyorum!" diye size açıldığında, "onu çok beğeniyorsun,
ben de onu çok sevimli buluyorum" gibi cümlelerle duygularını
anladığınızı belirtmelisiniz. "Büyüyünce onunla evleneceğim"
dediğinde, "İleride biriyle evlenmeyi düşünmen ne güzel! Büyüdüğünde
de duyguların hala aynı ise neden olmasın?" diye rahatlatılmalıdır.
Ya da 4 yaşındaki oğlunuz beğendiği bir kızın peşinde sürekli
koşturuyor ve sizi de beraberinde sürüklüyorsa "Yeter artık, bak kız
seninle arkadaş olmak istemiyor!" demek pek doğru bir yaklaşım
değildir.
Duygulan anlaşılmayan
çocuk daha da huysuzlaşır, çünkü reddedilmiş ve üstelik
bir de anne-babasından azar işitmiştir.
Eğer, "Ondan çok hoşlandın galiba, ama sana ilgi göstermediği
için üzülüyorsun. Başka ne yapabiliriz, bir düşünelim bakalım"
diyerek onu rahatlatabilirsek, çocuğumuz daha sonra beyin fırtınası tekniğiyle başka
çözümler üretmeye başlayabilir.
Sevgi insanı mutlu eder, mutlu insanlar hayatta daha
başarılı olurlar
Çocuğunuza aşkın doğal ve güzel bir duygu olduğunu, her
sağlıklı insanın bunu yaşayabileceğini; sevginin insanı mutlu
ettiğini, mutlu insanların hayatta daha başarılı olacaklarını
söyleyebilmelisiniz. Onun duygularına önem vermez ya da kabul
edilemez, kötü, yanlış ve günah olarak görürseniz onu utandırmış
olursunuz.
Kızarsanız, alay ederseniz ya da “Senden bir daha böyle
şeyler duymayacağım tamam mı? Yoksa seni odana kapatırım" gibi
tehdit eder, baskı altına alırsanız, çocuğunuzda içe dönme, kaçma ve
geri çekilme davranışı görülebilir.
Anne-babanın gücüyle baş edemeyeceğini düşünürse
çabalamayı bırakabilir. Bu da iç dünyasına kapanıp kendini güvende
hissedeceği bir ortam yaratmasına neden olabilir.
Ya da bu bastırılmış duygular ve sorunlar, çocuğun "Bende
bir bozukluk var, kötü düşünüyorum, yanlış yapıyorum" düşüncesini
geliştirip suçluluk duymasına sebep olabilir. Böylece erişkinlikte
kendini sevmeyen beğenmeyen ya da ahlak dışı düşüncelerinden dolayı
suçluluk duygulan içinde kaybolmuş, içe kapanık veya duygularını
ifade edemeyen bir kişilik yapısının temelleri atılmış olur.
Çocuklarınıza zarar vermek yerine onlara yararlı olmak istiyorsanız,
çocuklarınızla sağlıklı ve eşit ilişki kurmayı öğrenerek işe
başlayabilirsiniz.