Hepimiz bir
potansiyelle doğuyoruz. Sorun hangi ortamda yetiştiğimizde yatıyor.
Her çocuk potansiyel bir filozof ve
bilim adamı olarak doğar. Ama bu potansiyel çok kırılgandır.
Beslenip korunmazsa 6-7 yaşında sönmeye ve kırılmaya başlar.
Çocuk dünyaya gelişinin ilk üç yılında olağanüstü
bir gelişme sergiler. Bebekler bağlantı için hazır konumda olan yaklaşık
100 milyar sinir hücresi ile doğarlar. İnsan yaşamının ilk yıllarında, beynin
kabuk bölgesinin her cm2 sinde saniyede 30,000 bağlantı oluşur. Beynin
kabuk bölgesi çocukların doğuştan getirdikleri muhteşem bir yapıdır. Gelişmeye en yatkın beyin
çocukların beynidir.
Çocuk beyni gelişmeye
en yatkın beyindir.
Her bir sinir hücresi
diğer sinir hücreleriyle oluşturduğu kavşaklar yolu ile ilişki
kurar. Bu sinir hücresi kavşaklarına sinaps adı verilir. Sinapslar
öğrenmenin temelini oluşturur. Her bir sinir hücresi ortalama 120
bin dolayında sinaps oluşturur.
Beynin sinaps
kapasitesini bir bilgisayara aynen kopyalamaya kalkışsak
oluşturacağımız bilgisayar dünyadan daha büyük olur. Bu kapasite
nedeniyle insanoğlunun donanım şekli eşi benzeri bulunmayan
zenginliktedir.
Beynin beslenmesi için
oksijen ve şeker dışında başka beslenme kaynaklarına da ihtiyacı vardır.
Bu kaynaklar bebeğin bedeninin dışında, yakın çevresinden gelen 5 duyu
organı kanalı ile bilgi ve deneyim sunan ses, ışık, koku ile dokunuştur.
Bunların uygun zamanda ve yeterli düzeyde olması halinde
beyin/zeka ve bunların bileşkesi olan yeteneklerinin üst sınırına hiçbir
zaman ulaşamayacağı büyük bir olasılık olarak düşünülmektedir.
|
Doğumdan dil öğrenmeye kadar
geçen dönemde (0-2 yaş arasında) beyin olağanüstü bir gelişme
gösterir.
Anne ve babalar çoğu kez
bebeğin ilk üç aylık döneminde beslenme ve uyumaktan başka bir şey
yapmadıklarını düşünürler. Bunun sebebi zekânın ve duygunun gelişimini
izlemeye olanak veren konuşmanın bu döneme eşlik etmemesidir. Bebek bir
yaşına geldiğinde beyin tüm gelişiminin %70'ini tamamlamaktadır.
Öğrenmek çocuklar için biyolojik bir ihtiyaçtır.
Çocuk etrafındaki
dünyaya duyuları ile anlam verir. Bakarak, dinleyerek, dokunarak,
koklayarak çevresi ve insanlarla ilişki kurmaya başlar. Tüm bunların
yanı sıra kendini besleme konusunda son derece yararlı emme refleksini
de beraberinde getirir.
Çocuğun iletişimi
doğumla birlikte başlayan ve tüm yaşam boyu devam eden bir süreçtir.
Çocuklar doğdukları andan itibaren çevrelerindeki sesleri
algılamaya, sesler çıkarmaya ve içinde yaşadıkları toplumda
konuşulan dilin temel yapısını kazanmaya başlamaktadır.
Çocuğa bakan kişilerin (anne, baba ve bakan kişi) alacakları
danışmanlık çok önemlidir
Çocukluk döneminde
gelişim alanlarının gelişmesine katkıda bulunmak amaçlı bebeğe
verilecek eğitim ve bilinçli olarak bebeğe beş duyusu
dikkate alınarak uyaran verilmesi çok önemlidir.
MATURE Eğitim ve Aile Danışmanlığı Merkezinde 0-3
yaş döneminde çocuğu olan ailelerin bilinçlendirilmesi ve çocukların
eğitimsel takibinin yapılabilmesi amaçlı özel bir eğitim sistemi
1995 Ocak ayında başlatılmıştır. Dünyada bir benzeri olmayan bu
eğitim programının çocukların gelişimine ilişkin
sonuçları çok sevindiricidir.
0-3 yaş döneminde
gelişimleri izlenen ve eğitim programı verilen
sağlıklı çocukların gelişim düzeylerini değerlendirme sonuçları
0-3 yaş çocuklarına eğitim vermenin önemini göstermektedir. |