Anasayfa Hakkımızda İletişimin Önemi Niçin Mature? Bize Hangisi? İlk Tanışma Bize Uygun mu? Bizi Aydınlatanlar Atatürk’e İnsan / Çocuk Bebek Eğitimi Sınav Kaygısı Çocuk Eğitimi Ev Öğretmenleri Yetiştirme Programı Ev Öğr Eğitimleri Çocuklarımız Hizmetlerimiz Ailelerimizden Bizimle Tanışın Medyada Epiktetos Mutluluk Öngörü Zeytinin Teri Kazandığımız An! Muazzez İ. Çığ Ağız Sağlığımız Ertan Tuzlacı Cankurtaran Omuz Ağrısı TÜDADER Sitenin Kullanım Koşulları Sık Sorulan Sorular

Kazandığımız An!

 

 

MATURE®

Eğitim ve Aile Danışmanlığı

Merkezi

Telefon

0216 327 06 39 0533 262 54 57

Elektronik Posta

 

 

 

 

Sitenin Kullanım Koşulları

Kaynak gösterilmek koşulu ile sitemizden alıntı yapılabilir.

© 2000-2009 MATURE Eğitim

Kazandığımız An!

Çağdaş Uygarlık Düzeyi

Prof. Dr. Mehmet Haberal

Kuşkusuz bugün Türkiye Cumhuriyeti varsa Çanakkale sayesinde vardır. O direniş zaferi ulusal onuru ve bilinci canlandırmış, özgüveni tazelemiştir. Özgüvenin bilinçli uzantısı Kurtuluş Savaşı’mızdır.

 

Bugün bir vatanımız varsa ve biz bu vatanda özgürce yaşıyorsak, dahası çağdaş uygarlığa hatırı sayılır eserler verebilmişsek, bunu her şeyden önce o büyük direnişe ve bu direnişle kazandığımız onura borçluyuz.

20’nci yüzyıl tarihinin dönüm noktasıdır bu direniş. O güne kadar görülmüş en büyük deniz gücü olan İngiliz ve Fransız donanması, Batı’nın gözünde Doğu’nun ilk kapısı olan Çanakkale Boğazı’na 18 Mart 1915 günü girerken amaçları buradan geçip İstanbul’a yerleşmekti. İngiliz ve Fransızlar’ın buradaki ivedi amaçları, zor durumda kalan müttefikleri Çarlık Rusyası’na yardım iletmek, uzun vadeli amaçlarıysa Boğazlar’ı tutarak tüm Doğu’ya hükmetmekti. O daracık boğazda, o küçücük yarımadada neredeyse bütün dünya; İngiliz, Fransız, İskoçyalı, İrlandalı, Mısırlı, Sudanlı, Cezayirli, Nepalli, Senegalli, Hintli, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Filistin Musevileri ve diğerleri ordularıyla temsil ediliyorlardı.

Beklemedikleri bir dirençle karşılaştılar. Oysa “hasta” bir ülkenin, “çaresiz” ordusuydu karşılarındaki... Yarı aç, yarı çıplak ve donanımsızdı. Böylesi bir ordunun karada, denizde ve havada 259 gün süren benzersiz direnişi sonunda, adeta kaçarcasına gittiler. 9 Ocak 1916’da, Çanakkale’nin geçilmez olduğunu öğrendi dünya.

Oysa, varmak istedikleri İstanbul Boğazı’na çok geçmeden 30 Ekim 1918’de Mondros Antlaşması’yla ulaşmışlardı;   üstelik bir direnişle karşılaşmadan... Koca imparatorluk zorbaya boyun eğmişti; üstelik resmi bir rıza ile...

Boşuna mıydı bu direniş? Çanakkale’de onca şehit boşuna mıydı? Şehit sayısı hep tartışmalıdır; ama Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Etüdler Daire Başkanlığı (ATASE) tarafından, 55 bin 801’i künyeleriyle saptanmıştır.