Annemi 28 Nisan 2007 tarihinde
kaybetmiştim. Beni doğuran insanı kaybetmek içimi acıtmıştı. Annem
87 yaşındaydı, adımı bile hatırlamıyordu. Ama yine de annemdi.
Annemi kaybettikten sonra babamı kaybetmek
korkusu sarmıştı içimi.
Babam da 87 yaşındaydı, kalp
yetmezliği vardı. Akciğere kan pompalayan kalp kapakçığı işlevini
yapamadığı için akciğeri sıvı doluydu, zor nefes alıyordu. Annemin
kaybı onu yaşamdan kopartmaya başlamıştı. Her an ölebileceğini
biliyordum. Son ziyaretimde adımı hatırlayamamıştı. Ama yine de
babamdı.
Yakınımdaki huzurevinde kalıyordu.
Durumu iyi değilmiş. Koştum ama, ben yetişemeden hayata gözlerini
yummuş. Beni en çok üzen de babamla da vedalaşamamış olmak.
Ali Yirmidokuz
25.12.2007
|
15 aralık günü hep birlikte onu
son yolculuğuna uğurladık.. Mehmet amca’yı çok severdim ve her zaman
sevgisiyle kalbimde olacaktır.
Uzun seneler Ali Bey ve Semra
Hanım’ın güzel kızları, Mehmet amcanın sevgili torunu Pınar’ın Ev
Öğretmeniydim. Bu nedenle Mehmet amca’yla hem evde hem de ofiste çok
defalar görüşme fırsatım oldu.
Mehmet amca, duygularını biraz
içinde yaşayan, sevgisini ve sıcaklığını ona yakınlaştıkça
görebildiğiniz özel bir insandı. Ben onun sevgi dolu kalbini, insani
güzelliğini yakından gördüm… Bunu onunla yaptığımız sohbetlerde
gözlerinde ve güzel gülümseyişinde hissettim. Bana gençliğinde
yaptıklarından, memleketi Kayseri’den, oradaki yaşamdan,
insanlarından, pastırmanın yapılışından, anılarından bahsetti.
Sağlıkla ilgili güzel bilgiler verdi. Her zaman okulumu, derslerimi,
ailemi sordu, benim Mehmet amcam oldu.
Mehmet amca, ben Kayseri’nin nasıl
bir yer olduğunu ve pastırmanın tarifini… unuttum… ama senin o güzel
anlatışını ve yüzündeki mutlu ifadeyi hiç unutmadım….
Şimdi çok sevgili eşin Hayrunnisa
teyze’nin yanındasın. Ve tüm sevginle kalbimizde.
Seni çok seviyorum Mehmet amca…
Huzur içinde uyu.
Nilgün Erkmen
20 Aralık 2007
|


|
|