Biricik teyzesinin
sarıp-sarmalayan, eğiten, öğreten, yoğun anlayış ve sabır içeren
sonsuz sevgisiyle büyüyen, üç saat dahi kimselere emanet
edemediğimiz Çınar'ımız için bir bakıcıya ihtiyacımız vardı.
"Bakıcı" ifadesi bile itici geliyordu bize. Bakıcı dışında
alternatifimiz var mı, araştırmaya başladık. Şanslıymışız ki dostlar
arasında MATURE'yi bilenler varmış, önerdiler. MATURE ailesiyle
tanışmışsanız, MATURE rehberliğinde çocuk yetiştiriyorsanız, onlarla
herkesin tanışmasını istiyorsunuz zaten.
MATURE'de önce Semra Hanım'la
tanıştık sonra Alev Hanım'la görüştük, öyle sanıyorum ki uzun yıllar
görüşeceğiz. Alev Hanım ve Ali Bey bizi Betül öğretmenle tanıştırdı.
Betül öğretmenin özellikle müzik geçmişi ilgimizi çekti önce,
konuştukça Çınar için uygun bir öğretmen olduğuna karar verdik.
Yanılmamışız, Çınar kısa sürede alıştı ve sevdi Betül öğretmenini.
Henüz 1,5 yaşındaydı, çat pat konuşuyordu, önce "Pü" diye bahsetti
öğretmeninden bize. "Pü", "Tebül" oldu, kısa süre sonra da "Betül".
Betül öğretmenle birlikte
faaliyetler girdi hayatımıza: parmak boya ile resimler yapmak, oyun
hamuru ile heykelcikler! yapmak çok hoşuna gitti Çınar'ın. En çok
şarkıları sevdi. Her hangi bir dans gösterisini izlerken, dans
etmeye,
dans ederken müziğe söz eklemeye başladı: "aaava çicek açmış, yaz
gelecek mi ..." Hayal gücünün, becerilerinin her geçen daha
zenginleştiğini izleyebiliyorum, bunda oyunların katkısı yadsınamaz
elbette.
Çınar yuvaya başladı,
öğretmenimize veda ediyoruz. Çınar'ı gerçekten çok sevdiğini
hissettiğimiz Betül Öğretmene teşekkür ediyoruz: Çınar'a ve bize
öğrettikleri için. Çınar'ın kardeşi doğduğunda yine MATURE'nin
rehberliğine başvuracağız. Kim bilir, yine yollarımız kesişir belki.
Sevgilerimizle,
Sarıkaya Ailesi
06 Mayıs 2008, İstanbul